- Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan O'dur. Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler. Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında (sonradan insanlar) Allah'a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir. (Araf,7,189-190)
- Diyanet'in eklediği, Kuran'da olmayan parantezi kaldırdığımızda hikaye oldukça açık. Havva ilk kez çocuk doğurmaktadır. Hamilelik ağırlaşınca Allah'tan yardım isterler. Çocuk doğunca Allah'ı unutup ona şirk koşarlar.
- Bu konuda Tırmizi ve diğer hadisçilerin iddiasına bakalım : Semure İbn Cündeb'den rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Vaktiyle Havva'nın doğurduğu her çocuk ölüyordu. Bunun üzerine Havva eğer çocuğu yaşarsa, İblis'ten aldığı ilham ile ona Abdü'l-Hâris adını vereceğini söyledi ve Havva'nın çocuğu yaşadı. (Et-Tırmizî, K. Tefsir, bâb. 8; A.t Hanbel, V. 11; et-Taberî, tefsîr, IX. 146; tarirh, 1/1.207. Bu hadîsi ayrıca, el-Hakim, İbnü Ebî Hatim, Ebû Bekr ibn Merdûye de rivayet etmişlerdir (îbn Kesîr, HI. 264).
- Aslında her şey açık ve net gibi görünmektedir, ancak açık ve net olmayan tek şey ayetin verdiği mesajdır. Zaten sabıkası kabarık olan, buna karşın peygamber olduğu bile iddia edilen, üstelik Allah'ın cisimlerin ismini bizzat tek tek öğrettiği Adem'in cennet vakasından ders almadığı ve şeytan ile arkadaşlıklarına dünyada da kaldığı yerden devam ettiği görülmektedir. Bu nasıl olabilir, hikaye böyle değilse nedir, nereden çıkmaktadır, Kuran'da ne işi vardır?
- Hz.İbrahim öncesinde yeryüzünde çok tanrıcılık ve Ellah'a şirk koşmak gibi bir imtihan olmadığını biliyorduk. örneğin oldukça dindar bir topluluk olan, Tanrı'dan korkan, binlerce yıl hüküm süren yeryüzünün ilk devleti Sümerler'in yüzlerce tanrısının olması, Ellah'ın pek gücüne gitmemiştir diye düşünebilirdik. Ancak bu ayete göre çok tanrıcılğın, daha ilk insandan beri şeytanın başarılı bir planı olduğu anlamı çıkmaktadır, yani Sümerler şeytanın yolunu seçmiştir.
- HİKAYENİN KAYNAĞI TEVRAT MI? Hayır, çünkü Hz.Musa'nın Tevrat'ı olan Torah'ta melek-şeytan-cennet-cehennem gibi varlıklar yoktur. Kainat, Tanrı ve insanlardan ibarettir.
- DİYANETİN BULDUĞU ÇÖZÜM ? Diyanete göre Ellah, bu ayetlerde cümle düşüklüğü yapmış, Adem ile Havva'yı anlatırken bir anda bambaşka bir konuyu anlatmaya çalışmış, ama onu da düzgün cümlelerle anlatamamıştır. Şirke düşenin Adem ile Havva değil de, başka insanlar olduğunu iddia etmektedir
- HİKAYENİN KAYNAĞI NEDİR? Müminler der ki Ellah'tır. Münkirler der ki ; Özellikle hristiyanlar, Tevrat'ta olmayan şeytan adına çok sayıda hikaye uydurdular, bu da onlardan biri olsa gerektir
Nuh Tufanı, tarihte değişik versiyonlarla birçok efsanede yer almaktadır. Ancak tufanın tüm dünyada mı, belli bir bölgede mi olduğu konusunda tereddütler vardır. Biz başta Kuran ve daha sonra Tevrat önderliğinde hikayeye bakalım. Nuh hikayesi iki kitapta birbirine paraleldir. Örneğin her iki kitaba göre de Nuh peygamber, kavminin içinde 950 yıl yaşamıştır. (Tekvin,9/29) ve Kuran 29/14 Ellah'ın amacının bütün canlıları yok etmek olduğunu aşağıdaki ayetlerden anlıyoruz. En azından bize verilen algı bu: İNSANLAR : Tevrat'ta "Tanrı Nuh'a insanlığa son vereceğim dedi" (Tekvin,6/13) Kuran'da ise "Nuh dua etti, Allahım yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma" (Nuh,71/26) HAYVANLAR : "Her cins canlıdan birer çift al" (Kuran:11/40) "Sağ kalabilmeleri için her canlıdan birer çift al" (Tevrat-Tekvin:6/19) Hem Kuran hem Tevrat'ta, iman eden küçük bir kesim dışında insanlığın tamamının, ve birer çift hayvan dışında hayvanların...
Comments
Post a Comment