- Kuran 23 senede ve parça parça gelmişti. Peygamberliğin başlaması Alak Suresi'nin ilk 5 ayetiyle oldu.
- Hz.Muhammed Cebrail'i yeryüzünde sadece bir kez ve mağarada görmüştür. Cebrail'in ilk emri "İkra" yani "Oku" dur.
- Hz.Muhammed okuma yazma bilmiyorsa, ilk emir "Oku" olduğu ve kalem kullanmaktan bahsettiği halde, buna rağmen okuma-yazma öğrenmediyse, bu durumda Hz.Muhammed'in Cebrail'i kaale almadığı anlamı çıkar. Kuran'daki diğer emirlere uyulmasını da tartışmalı hale getirir.
- Hz.Muhammed okuma-yazma biliyorsa, hayali bir varlık ona "oku" diye emrediyorsa, ortada okunacak bir şey olması umulur, aksi halde "Ne okuyayım" cevabı verilmesi beklenir.
- Düz bakış açısıyla bakarsak hayali bir varlık, kendisini bile tanıtmadan tam olarak şiir tadında şu sözü söylüyor ve kayboluyor: "Oku, yaratan rabbinin adıyla, seni kan pıhtısından yarattı, kerem sahibi Rabbin kalem kullanmayı öğretendir"
- Cebrail kendini bile tanıtmadan, peygamberliği ima bile etmeden gidiyorsa, Hz.Muhammed kendisinin peygamber olduğunu nasıl anlıyor?
- Daha da ilginci, mağarada duyduğu bu sözlerden sonra Hz.Muhammed'in mağaradaki hayali varlık ile irtibatı haftalar boyunca kesilmiştir
- Hz.Muhammed'e peygamber olduğunu tebliğ eden kişi Cebrail değil, karısının kuzeni olan Varaka bin Nevfel'dir. Olayları Varaka'ya anlatınca Varaka böyle bir hüküm çıkarmıştır.
- Sadece bir kez yeryüzüne inen bu hayali kişi kendisini tanıtmamıştır, dolayısıyla bu kişinin Cebrail olduğu da Varaka'nın hükmüdür. Acaba Varaka "Sana cinler musallat olmuş" deseydi, ne olacaktı
- Cebrail'in neden sadece bir kez yeryüzünde görünüp her yöne çekilebilecek bazı sözler söyleyip (en azından Mekke dönemi boyunca) bir daha görünmediği merak konusudur
- Mağaradaki görselden sonra haftalar boyunca ortada görünmeyen Cebrail, nihayet rüya yoluyla vahye başlar.
- Münkirler der ki: Cebrail haftalar boyunca görünmese bile Varaka o dönemde akrabası Muhammed'i peygamberliğe çoktan inandırmıştır. Artık Muhammed'in bilinçaltı kendi kendine vahiy üretmeye başlar
- Müminler der ki: Cebrail'in görünmediği dönemler Hz.Muhammed'in imtihan olduğu dönemlerdir.
- Sonuç olarak, Cebrail'in mağaradaki gibi yüz yüze tebliğ metodunu neden bıraktığını bilemiyoruz.
- Rüya yoluyla gelen ilk vahiylere göz atalım.
- "Ya eyyühel müddessir, kun ve enzir" şeklinde başlayan şiir tadındaki söz, ilk ayetler olarak meşhurdur. "Ey örtüsüne bürünen(müddessir), kalk ve tebliğ et(enzir)" demektir. Kafiyeye dikkat edilmiştir.
- İçinde "kalem" lafzı geçen Oku Suresinden kısa bir sure sonra gelen Kalem Suresi'nin ilk 15 ayetinde "Sen deli değilsin, yakında görecekler kimin deli olduğunu. Yalancı kaba saba, aşağılık, günaha dadanmış, aynı zamanda soysuz olan kimseye boyun eğme" sözleri şiir tadında söylenmiştir. Ellah''ın bu kadar hakaret ettiği adam Halid bin Velid'in babası Velid bin Muğire idi. Medine'nin o dönem en hatırı sayılır ismiydi. Normal bir insan gibi yaşadı, hastalandı ve itibarlı bir şekilde öldü.
- Müddessir suresinin devamında "Düşündü ölçtü biçti kahrolasıca ne kötü ölçtü biçti" şeklinde gelen ayetler de Velid bin Muğire hakkındadır. Yine bir beddua kullanılmış. Ama şiir tadında olmasına çok özen gösterilmiş, hatta cümle tekrarı yapılmış.
- Hz.Muhammed akrabalarını bir yemekte topladığında, kendisinin peygamber olduğunu ilan edince amcası Ebu Leheb ona "dilin kurusun" der, Hz.Muhammed'in kızlarını da gelini yapmaktan vazgeçer. Bunun üzerine kafiyesi güzel, şiir tadında bir "Tebbet Suresi" oluşur. Ancak bu sure Ellah'a yakışmayacak kin ve beddualarla doludur, ama kafiyesi güzel bir şiirdir. Üstelik Ellah bu surede beddua ederek Ebu Leheb'i kendine şikayet etmektedir. Ebu Leheb de normal bir insan gibi yaşadı, hastalandı ve öldü. Yaşarken eli kurumadı.
- Kuran'ın en bilinen surelerinden biri Kevser Suresi'dir. Üç ayetten oluşur ve şiir tadındadır "Kevser - Venhar - Ebter" kafiyesi vardır. Bu üçlü içinde, anlattığı şey net bilinen tek kelime ebterdir. "Venhar(yani kes)" kelimesinin neyi amaçladığı o kadar muallaktır ki, İslam alimleri üzerinde çokça tartışmıştır, . Arap dili için "kevser" kelimesinin anlamını kimse bilmemektedir, bu kelime "dastana" kelimesi kadar anlamsızdır(Bkz:Kevser anlamı). "Dandini dandini dastana - danalar girmiş bostana" misali "Biz sana verdik kevser, asıl onlardır ebter" mısrası bir sure oluşturmuştur.
- Surede ana fikir kevser ve venhar değil, sondaki ebter'dir. Hz.Muhammed'in oğlu ölüp sadece kızları kalınca Mekkeli As bin Vail ona "ebter(soyu kesik)" demiş. Ellah da onlara "asıl ebter(soyu kesik) sizsiniz" demiş. As bin Vail'in soyu Amr ibnül As ile devam etmiştir, kendisini Kuzey Afrika Fatihi olarak tanıyoruz. Onun oğlu Abdullah bin Amr ise İslam'ın en önemli hadis ravilerinden biridir. Soyun erkekten devam ettiği anlayışına göre, Hz.Muhammed soyu kesik olarak kalmıştır.
- Münkirler der ki, "Ellah Mekke döneminde yazdığı şiirlerde, ettiği hakaretlerde ve beddualarda boş sallamıştır, hiçbiri tutmamıştır. Söylediklerinde şiir ve kafiye dışında hiçbir yeterlilik yoktur. Dolayısıyla günümüze çıkarılabilecek hiçbir mesaj da yoktur. Sahiden melek gördüğünü ispatlama sevdasına girişilmiştir. Vasat bir insanın vasat şiirleridir"
- İlk olarak mağarada görünen hayali varlık, kafiyeli şiirler ve İsrail tarihinin anlatıldığı Mekke döneminde sadece rüyada görünmüştü. Bir sabah uyanıyorlardı ve yeni ayetler gelmişti. Ama peygamber Medine'de devlet başkanı olunca, gün ortasında, herkesin içinde kafiyesiz düzensiz vahiyler gelmeye başladı. Hatta arkadaşlarından bir insan bile Cebrail olabiliyordu.
- Sonuç itibariyle o hayalet, mağaradaki haliyle bir daha asla yeryüzüne gelmedi.
- Satanizm felsefesi der ki, "Hz.Muhammed'in mağarada gördüğü şey şeytan olabilir". Bu fikre bazı hristiyanlar da destek çıkarlar. Hz.Muhammed'in deccal olabileceğini söylerler. Her iki felsefenin ortak görüşü müslümanlar şeytanın müritleridir.
- Müminler der ki, "Hz.Muhammed peygamberdi, Cebrail duruma göre uygun zamanda uygun yöntemle geliyordu. Vahiy bazen Resulullah'ın kafasında çıngırak sesi gibi bir ses çıkarırdı, vahyin en ağırı buydu"
- Bazıları der ki "Hz.Muhammed temporal lob epilepsi hastasıydı, kafadaki çıngırak sesinin sebebi budur". Bazıları der ki, "Hz.Muhammed şizofrendi." O dönemde bu hastalıklar bilinmiyordu. Beyin ve sinir sistemi henüz keşfedilmemişti.
- Mağaradaki hayali varlık birkaç kez daha gelseydi, biz de bu konuda daha net bir hüküm verebilirdik
Nuh Tufanı, tarihte değişik versiyonlarla birçok efsanede yer almaktadır. Ancak tufanın tüm dünyada mı, belli bir bölgede mi olduğu konusunda tereddütler vardır. Biz başta Kuran ve daha sonra Tevrat önderliğinde hikayeye bakalım. Nuh hikayesi iki kitapta birbirine paraleldir. Örneğin her iki kitaba göre de Nuh peygamber, kavminin içinde 950 yıl yaşamıştır. (Tekvin,9/29) ve Kuran 29/14 Ellah'ın amacının bütün canlıları yok etmek olduğunu aşağıdaki ayetlerden anlıyoruz. En azından bize verilen algı bu: İNSANLAR : Tevrat'ta "Tanrı Nuh'a insanlığa son vereceğim dedi" (Tekvin,6/13) Kuran'da ise "Nuh dua etti, Allahım yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma" (Nuh,71/26) HAYVANLAR : "Her cins canlıdan birer çift al" (Kuran:11/40) "Sağ kalabilmeleri için her canlıdan birer çift al" (Tevrat-Tekvin:6/19) Hem Kuran hem Tevrat'ta, iman eden küçük bir kesim dışında insanlığın tamamının, ve birer çift hayvan dışında hayvanların...
Comments
Post a Comment