İFK HADİSESİNDE NE OLDU
Bütün kasabanın Ayşe hakkında ileri geri konuştuğu, Hz.Ali'nin bile "Şüphen varsa boşa Ayşe'yi" diye tepki gösterdiği iddia edilen İfk hadisesinde aslında ne oldu? Ayşe, Hz.Muhammed'i aldattı mı, yoksa her şey aksi gittiği için mi olay büyüdü, bunu bizzat Ayşe'nin ağzından anlamaya çalışalım
AYŞE DİYOR Kİ (Sîre, 3:310-311; Müslim, 8:113-114)
GENEL KABULLER ( İslam dünyasının hemfikir olduğu bilgiler )
Bütün kasabanın Ayşe hakkında ileri geri konuştuğu, Hz.Ali'nin bile "Şüphen varsa boşa Ayşe'yi" diye tepki gösterdiği iddia edilen İfk hadisesinde aslında ne oldu? Ayşe, Hz.Muhammed'i aldattı mı, yoksa her şey aksi gittiği için mi olay büyüdü, bunu bizzat Ayşe'nin ağzından anlamaya çalışalım
AYŞE DİYOR Kİ (Sîre, 3:310-311; Müslim, 8:113-114)
- Hiç bilmediği bir arazide, gece vakti, hiç bilmediği bir krokide, kafilenin belki de tek özgür kadını Ayşe, onca askerin arasından AVM'de WC-bayan tuvaletine gidermiş gibi tek başına tuvalete gitmiştir.
- Tuvalete gitme işlemini kendisini taşıyan yardımcılarına bile söyleme ihtiyacı hissetmemiş, yardımcıları da onu görmemiştir.
- Tuvalet, ne kadar uzaktaydı bilemiyoruz ama bu mesafe süresince gerdanlığını düşürdüğünü söylemektedir.
- Gerdanlık, her nereye düştüyse bir türlü bulunamamaktadır. Ayşe, "Yolda düşürsem görürdüm" veya "Belki de hevdeçte kaldı" dememiş, aradıkça aramış, geri dönüp yardım istemek de aklına gelmemiştir. Gerdanlığın adeta tuvaletini yaptığı yerde düştüğüne emindir.
- Kafile Ayşe'yi almadan gitmiş; yardımcıları, Ayşe yerine boş hevdeci taşımışlar, bir Ellah'ın kulu da "Yahu bu hevdeç niye hafifleşti" dememiştir. Kadınların o zamanlar hafif olduğunu kabul edelim, en az 20 kilogramlık farkı kimse farketmemiştir.
- Ayşe "kafileden geri kaldım, izleri takip edip bi koşu yetişeyim" dememiş, korkudan panik halde ağlamaya başlamamış, aksine çarşafını üstüne çekip, babasının evi gibi yan gelip yatmıştır
- Panik halindeyken ne yapacağınızı düşünün, bağırır çağırırsınız, izleri takip etmeye çalışırsınız. Yapacağınız son şey karanlıkta çölün/ormanın bir köşesine geçip yatıp uyumaktır. Ancak Ayşe validemiz, hiç panik yapmamış, birden uykusu gelmiş ve uyumuştur.
- Safvan, sereserpe uzanmış uyuyan genç kadını sabaha karşı (2-3 saat sonra) buluvermiş ve tek kelime konuşmadan Medine'ye doğru götürmüştür.
- Geceleyin bir kaç saattir orada istikamet edildiği için Ayşe, nereye hacetini yapacağını öğrenmiş olabilir
- Olay, bir anda gerçekleştiği ve Ayşe hızlıca hareket ettiği için yardımcıları onu kaçırmış olabilirler
- Ayşe, hevdeçten gerdanlığıyla çıktığından emin olabilir
- Ayşe, "gerdanlığı bulmadan dönmeyeyim" deyip kafileyi panikletmeden durumu halletmeye çalışmış olabilir
- Yardımcıları yüklerindeki hafiflemeyi bir lütf-u ilahi şeklinde görmüş olabilirler
- Ayşe, yanlış hareket etmekten korkmuş, "olduğum yerde kalayım, beni bulsunlar" demiş olabilir. Çaresizce uzanmıştır
- Olay gece vakti olduğu için, bir süre sonra yeniden uyku bastırmış olabilir
- Safvan, görevini layıkıyla yapmıştır
- (Genel Kabul-2) Hz.Muhammed, Zeyneb binti Cahş ile yeni evlenmiş ve bu meseleden dolayı Hz.Muhammed ile Ayşe'nin arasında sıcak rüzgarlar esmiyordu
- Hz.Muhammed, Ayşe ile gittiği seferden genç ve güzel başka bir kadını (Cüveyriye) zevce yaparak dönmesine Ayşe'nin pek keyifli olduğu söylenemez.
- Hz.Muhammed, geceyi Ayşe ile değil Cüveyriye ile geçirmişti. Sefere birlikte çıktığınız kocanız, dönüşte başka bir kadının koynunda.
- Ayşe o zamanda on iki-on üç yaşlarında bir kız çocuğu, yani en olgun kararları alacak yaşta değil.
- İşte tam bu acıyı hissettiği anda Ayşe'nin tuvaleti geliyor, kayboluyor. Medine'ye Muhammed-Cüveyriye ile, Ayşe-Safvan ile dönüyor.
- Kasaba halkı, ister istemez bu olayı konuşuyor. Ayşe'nin mazeretlerindeki soru işaretleri, olayı daha başka noktalara taşıyor.
- Bir peygamber karısının, konak yerinde hiç kimseden habersiz tuvaletini yapması düşünülemez
- Ayşe'nin herkesten, hatta yardımcılarından bile habersiz kaybolması mantığa uygun değildir
- Ayşe, birilerinin bilgisi dahilinde kaybolduysa, Ayşe hiçbir vakit yapayalnız kalmış olamaz
- Ayşe hastalanıp yatıyor. Hikayedeki eksiklikler Hz.Muhammed'in ve çevresinin de gözünden kaçmıyor, ilk iş olarak yatağını ayırıyor ve Ayşe'nin adını anmayı bile bırakıyor, arada bir uğrayıp hasta Ayşe'ye soğuk bir selam veriyor.
- Münkirler diyor ki : Ellah, hiçbir zaman Hz.Muhammed'in bildiğinden bir gram fazlasını bilmemektedir. Hz.Muhammed'in kafası karışıkken Ellah'ın da kafası karışıktır. Peygamber karılarının gülüştüğünü görünce bile "kırıtmayın" diye ayet indiren Ellah, bu konuda günlerce haftalarca sessiz kalmıştır
- Müminler diyor ki : Ellah, müminleri bu konuda imtihan etmektedir
- Eğer bu bir imtihan ise Hz.Muhammed de, bu imtihandan pek başarılı çıkmış gibi görünmüyor çünkü ilerleyen safhada Hz.Muhammed, olayı daha da büyütüyor ve Ayşe'yi babasının evine yolluyor.
- Sorularla İslamiyet sitesinden şu cümleyi nakledelim : "Konu ile ilgili vahyin gelmesi gecikince, ashabıyla konuştu, onların fikirlerini aldı" (Bkz: İfk)
- Münkirler diyor ki : "Vahiy gecikmesinin izahı şudur; Resulellah, bu konuyu Ellah'a ya da Cebrail'e bir türlü soramamış, onun yerine Ömer'e Osman'a, Ali'ye, hatta Zeyneb'e bile sormuştur. Gün aşırı, bazen gün ortasında vahiy indiren Cebrail, en kritik anda bir ay boyunca ortalıkta görünmemektedir"
- Hz.Ali'nin peygambere cevabını (İddia-6) şöyle okuyabiliriz : "Pis olduğu için ayakkabını çıkarmaya gelen Cebrail, karın hakkında bu kadar dedikodu varken, her iki türlü de pislik yayılmışken niye sessiz kalmaktadır?"
- Görünüşe göre Hz.Muhammed, kendi karısının hikayesine kendisi de pek inanmamıştır. Etraftakilere fikirlerini sormuş, yatağını ayırıp babasının evine yollamıştır. Hatta tüm cemaatten yardım talebinde bulunmuştur(İddia-4). Ayşe'nin anlattığına göre bu meseleyi neredeyse birtek Ayşe'ye sormamıştır.
- Hz.Muhammed, cemaatinden yardım istemişti(İddia-4) Yardımdan kastettiği, bu olayı diline dolayan Abdullah ibni Übeyy'in öldürülmesiydi. Ama Hazreçliler peygambere adeta rest çekerek bunu kabul etmediler.. Hem Ayşe'yi hem İbni Übeyy'i kurtaracak bir yol aranmalıydı. Meselenin en temiz çözümü dahiyane(!) biçimde bulundu.
- Ayşe, babasının evine yollanmış. Kasaba, meseleyi dilden dile konuşuyor, hatta Hz.Muhammed, mescitte hutbe okuyor ama olayın başkahramanı Safvan'ın nerede ne yaptığını kimse bilmiyor. İşte tam bir ay sonra, Safvan'ın karısı peygamberin önüne getiriliyor "Ya Resulallah, benim kocamın erkekliği yoktur" diyerek konuyu kapatıyor. Belki de hayatı tehlikede olan kocasını bu şekilde kurtarıyor.
- Hadislerin iddiasına göre bu olay, vahiyden sonra vukuu bulmuş olmalı. Öyleyse biz de vahiy ne zaman gelmiş, ona bakalım
- Hz.Muhammed, babasının evinde Ayşe'nin yanına gelir. (İddia-3) Ayşe'ye tövbe etmesi halinde, bütün bu olaylar esnasında hiç ortalıkta görünmeyen Ellah'ın onu affedeceği garantisini verir. Ayşe yine inkar edince, Hz.Muhammed son noktayı koyar. Ebu Bekir'in evinde gün ortasında birden Cebrail geliverir.
- İlginçtir ki Cebrail bir ay boyunca peygambere görünmemiş. Bir ay boyunca yani regl süresi geçene kadar beklemiş, Ayşe'nin regl olduğunu ve hamile olmadığını gördükten sonra gelivermiştir.
- Peygamber, gelen vahiyde ayet okumak yerine "Müjde Ayşe aklandın" dedi. (İddia-5) Hemen arkasından ayetleri okuduğuna dair bir bilgimiz de yoktur. Ancak eğer ki ayet geldiyse, ayetleri okumak yerine "Müjde" demesi tuhaftır.
- Münkirler der ki : Hz.Muhammed bir hâkim edasıyla Ayşe'yi beraat ettirdi, ya ikna oldu, ya da konuyu kapattı, zaten hamile de kalmamıştı. Ayet hazırlamamıştı, alelacele "Müjde" dedi onu akladı, sonradan uygun ayetleri hazırladı ve Nur Suresi'nin ilk 20 ayeti oluştu. Onu aklamak zorundaydı çünkü mesele sadece Ayşe meselesi değil, kendi namus meselesiydi, peygamberlik davasına ağır bir darbeydi, üstelik kızın babası da Ebu Bekir'di.
- Ayetler, Safvan'ın karısının tanıklığından sonra gelmiş olabilir.
- Bahse konu ayetler Nur Suresi'nin ilk 20 ayetidir, çoğu kaynakta 11-20 arası şeklinde kabul görür. (Bkz:Nur/11-20)
- İlk 10 ayet ise zinanın tespiti ile ilgilidir, ancak bu ayetler beraat-ı zimmeti yani delil yetersizliğini anlatmaya yönelmiş. Ayşe'nin beraat etmesini son derece kolaylaştırıcı ayetlerdir..
- Onikinci ayette iddiayı duyunca 'iftiradır' demeniz gerekmez miydi" denmektedir. Ancak peygamber, herkesten fazla şüpheci davranmış, Ayşe'yi babasına yollamış, hatta "yaptıysan itiraf et" demiş, buna karşılık Ayşe "sen zaten bana inanmayacaksın" mealinde bir cevap vermiştir. Bu durumda en yakışıksız hareketlerden birini peygamber yapmış olarak görünmektedir
- Ayetler sadece peygamberin karısına özgü değil, bütün müminleri kapsayacak şekildedir. Yani herhangi bir kadını kocasını aldatırken görürsen, dört şahidi tamamlamadıkça susman gerekmektedir ve bu durum, kadın suçunu itiraf etmedikçe pratikte mümkün değildir. Nur Suresi'nin üçüncü ayetinde "Zina eden zina etmeyenle evlenemez" der. Bunu da pratikte uygulamak mümkün değildir. Hatta Cübbeli Ahmet bu ayeti "hükümsüz(nesih)" kabul eder.
- Nur Suresi'nin ilk 10 ayeti zinanın suç olma halini ayrıntılı biçimde anlatır ama herşeyi çözmek yerine adeta zinayı suç olmaktan çıkarmıştır. Ayşe'nin zina meselesinden sonra, zina hükümlerinin bu kadar yumuşaması enteresandır.
- Aslında bunu bilemeyiz, Ayşe'nin bu kadar çıldırmış olacağını sanmıyorum ama geceyi başka kadınla geçiren kocasının, çocuksu bir kıskançlıkla dikkatini çekmeye çalıştığı kesindir, yani Ayşe validemiz beni affetsin ama tuvalet-gerdanlık olayı bence tam bir palavradır.
- Tahminimce, Cüveyriye ile zevkü sefa yapan kocasının kendisini merak edip kafilesini geri döndürüp kendisini aramasını istemiştir, "Beni ihmal ettin" mesajı vermiştir ve bunu yardım almadan yapmış olamaz, taşınan boş hevdeç bunun bir diğer göstergesidir.
- Olayların başka noktalara çekileceğini tahmin etmemiş olabilir.
- Safvan'ın erkekliğinin olmadığı da aşikar bir yalandır. Kadın, bir ay boyunca susmuş, daha sonra kocasını kurtarmak için yalan söylemiştir
- İlerleyen safhalarda, Hz.Muhammed'in Ayşe'yi gerçekten affettiğini, hatta onun gönlünü almaya çalıştığını görüyoruz. Ayşe, artan zevce sayısından, özellikle Zeyneb'ten son derece rahatsızdı. Kocasına olan sevgisi ile ilgili tereddüte düşürecek hiçbir bilgi yoktur.
- Bu olayda en büyük hayal kırıklığı ise Cebrail'dedir. Ayşe regl olana kadar Hz.Muhammed'in yanına bile uğramamıştır. Vahyi de kesmiştir.
GENEL KABULLER ( İslam dünyasının hemfikir olduğu bilgiler )
- İfk olayı, tesettür ayetinden sonra idi. Ayşe, kimsenin onu görmemesi için hevdecin içinde taşınıyordu
- Hamne, kızkardeşi Zeyneb binti Cahş'ı peygamberin nezdinde ön plana çıkarmak için Ayşe'yi kötüleyenlerin arasındadır. Yani Hz.Muhammed-Zeyneb arasındaki mesele, ne boyutta olduğu net olmasa da, İfk'ten önce başlamıştı ve üçüncü kişilerin haberi vardı.
- Hz.Muhammed, Müslim'in iddiasına göre Ayşe hakkında Zeyneb'in de görüşünü almıştı ( Müslim, 8:118 )
- Müslim'in iddiasına göre; Ayşe, Hz.Muhammed'e şöyle cevap verir: "Ben bunu yapmadım desem inanmazsınız. Faraza ben bu kötü işi yaptım desem hemen tasdik edersiniz" (Müslim, 8:116)
- Ey Ayşe, böyle birşey yaptın ise Ellah'tan af dile tövbe et, tövbe edersen Ellah affeder (Müslim, 8:116)
- Hz.Muhammed, mescitte şöyle bir hutbe okudu. "Âilem aleyhindeki iftirasıyla beni üzüntüye düşüren bir şahsa karşı bana kim yardım eder?" ( Sîre, 3:312; Müslim, 8:115i Tirmizî, 5:332 )
- "Müjde ey Âişe! Yüce Allah, seni kesin olarak tebrik etti! Yapılan iftiradan beri ve uzak kıldı." ( Müslim, 8:117; Müsned, 6:197 )
- Nureddin Halebi, Ali'nin "Pis olduğu için ayakkabını bile çıkarmaya gelen Cebrail, karının kirlendiğini de sana haber verirdi" diye cevap verdiğini iddia eder. İnsanü'l-Uyûn, 2:624-625.
Comments
Post a Comment